41 yıllık belediye başkanı seçilemedi
7 seçim, 2 darbe gördü...
Kastamonu'nun İhsangazi ilçesi belediye başkanlığını 1968 yılından beri yürüten ve görev yaptığı süre içinde iki ihtilal yaşayan Numan Omuzluoğlu (83), belediye başkanlığını kaybetti. 41 yıllık belediye başkanı, bu seçimde üçüncü olarak, başkanlık koltuğunu AK Parti Belediye Başkan Adayı Zühtü Danacı'ya bıraktı.
Kastamonu'da en uzun belediye başkanlığı koltuğunda oturma rekorunun yanı sıra parti değiştirme rekoru da kıran Omuzluoğlu, bugüne kadar hemen hemen bütün sağ partilerden aday olup seçim yarışını kazanmayı başardı.
Omuzluoğlu, ilk olarak Adalet Partisi (AP) ile 1968 yılında İhsangazi Belediye Başkanlığı görevine seçildi. Omuzluoğlu, daha sonraki yıllarda AP'den ayrılarak bir dönem de bağımsız olarak belediye başkanlığı yaptı. 1984'te ANAP'tan Belediye Başkanı seçilen Omuzluoğlu, 1989 seçimlerine yine bağımsız olarak aynı ilçenin belediye başkanı oldu. Omuzluoğlu, 1994 yerel seçimlerinde de DYP'den Belediye Başkanı seçildi. 1999 ve 2004 seçimlerinde MHP'den Belediye başkanı seçilen Omuzluoğlu, MHP'den de istifa ederek, 29 Mart 2009 seçimlerinde DP'nin belediye başkan adayı oldu. Numan Omuzluoğlu, görev yaptığı süre içinde iki defa ihtilal yaşadı.
29 Mart seçim sonucunda AK Parti yüzde 45,5 ile birinci, MHP yüzde 24,3 ile ikinci ve DP(Numan Omuzluoğlu) 18,1 ile üçüncü oldu.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz

ABD’de
bir baba, gelen faturayla 13 yaşındaki kızının geçen ay 14 bin 528 Kısa
Mesaj gönderdiğini öğrenince büyük şaşkınlık geçirdi.
New York
Post gazetesinin haberine göre, California’nın Silverado Canyon
kentinden Greg Hardesty, kızının 14 bin 528 Kısa Mesaj mesajı
gönderdiğini gösteren 440 sayfalık faturayı görünce önce güldüğünü ve
bunun olanaksız olduğunu düşündüğünü, ancak hesap makinesiyle
hesaplayınca bunun mümkün olduğunu görünce şoke olduğunu anlattı.
Geçen
ay günde 484 ve 2 dakikada bir Kısa Mesaj gönderen kızı Reina’nın 12 ve
13 yaşlarındaki kız çocuklarında sıklıkla görülen “Kısa Mesaj
takıntısı”na yakalandığını anlayan Hardesty, kızının cep telefonu
kullanımına kısıtlama getirdiğini belirtti.
Ayda 30 dolar sabit
ücret karşılığı sınırsız kısa mesaj gönderilebilen bir tarifeleri
olmasaydı Hardesty ailesi, Kısa Mesaj başına 20 centten 2905 dolarlık
fatura ödeyecekti.
Yeni Zelanda’da 16 yaşındaki Hannah Brooke
adlı genç kızın her ay 6 bin Kısa Mesaj gönderdiği ve mesajlaşmak için
arkadaşlarının cep telefonlarını ödünç aldığı bildirilmişti.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz

Bu Kız Çocuğu Tam 90 Yaşında
İtalya'da 90 yıl önce ölen bir çocuğun mumyası, görenleri şaşırttı.
Palermo kentindeki Capuchin Manastırı'nın altında bulunan kimi 400
yıllık mumyaların çok iyi durumda oldukları belirtildi. National
Geographic dergisinin görüntülediği mumyaların hazırlanışı ise,
detaylarıyla anlatıldı. Uzmanlara göre, ilk olarak ölenin üzerindeki
giysiler çıkartılıyor, özel olarak hazırlanmış seramik borulardan
kurulan bir sedye üzerine yatırılıp vücut sıvılarının akması
bekleniyor. 7 ila 8 ay sonra kuruduktan sonra ceset sirkeye
yatırılıyordu. Fotoğraftaki Rolisanda isimli kız, 1920 yılında 2
yaşındayken bronşitten ölmüş ve o günden bugüne cam tabut içinde
saklanıyor. Rosalinda, mumya evinde yalnız değil, yanında tam iki bin
mumya daha var.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz
Hapiste 50 yıl unutuldu
Sri Lankalı bir adam mahkemeye çıkarılmadan 50 yıl
hapiste unutuldu. Bugün 80 yaşında olan D.P. James, Ağustos 1958’de
babasına saldırarak bıçakla yaraladığı için tutuklanmıştı.

Cezaevinden bir akıl hastanesine sevkedilen James,
tekrar getirildiği cezaevinde unutuldu. James ancak geçenlerde
hastalanarak Colombo’da hastaneye götürülürken dosyalarına bakılınca
fark edildi. Hiç yargılanmadan ve ceza almadan hapiste kalan James’ın
avukatı "Müvekkilim cezaevi bürokrasisinin kurbanıdır. Hapse girdiğinde
30 yaşındaydı. Gençliği çalındı. Şimdi gözleri zor gören beyaz saçlı
seksenlik ihtiyar oldu" dedi. Cahil bir adam olan ve yasaları bilmeyen
James, bu kadar uzun hapiste kamasından dolayı hiç şikáyet etmemiş.
Avukatı şimdi onun adına tazminat talep ediyor.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz
14 milyon dolarlık plaka
Birleşik Arap Emirlikleri'nde, üzerinde yalnızca "1" yazan bir araç
plakası başkent Abu Dabi'deki yardım gecesinde düzenlenen müzayedede 14
milyon dolara satıldı.
Plakayı, Abu Dabi'nin önde gelen ve emlak işinden servet yapan bir ailesinin üyesi olan Said Huri'nin satın aldığı belirtildi.
Kaç tane aracı olduğunu ve hangi aracına bu tek haneli plakayı
takacağını açıklamayı reddeden Huri, "Aldım çünkü en iyi sayı. Aldım
çünkü dünyanın en iyisi olmak istiyorum" diye konuştu.
Zengin Körfez ülkesi Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki "gösterişli plaka"
müzayedeleri geçen Mayıstan bu yana düzenleniyor. Emirlikler'de sıradan
araç plakalarının üzerinde hem Arapça hem de Latin harf ve rakamları
kullanılıyor. Huri'nin satın aldığı plakada ise yalnızca latince "1"
rakamı bulunuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin resmi müzayede evi yetkililerinden
yapılan açıklamaya göre, bu rekor satış, Said ile aralarında yalnız
soyadı benzerliği bulunan borsa simsarı Telal Huri'nin üzerinde latince
"5" yazan araç plakasının fiyatını geçti. Telal Huri'nin 6.8 milyon
dolar verdiği "5" numaralı plaka Rolls-Royce marka aracını süslüyor.
Başka gösterişli araç plakalarının da satıldığı bu müzayededen elde
edilen 24 milyon dolar gelir, trafik kazazedeleri için kurulan
rehabilitasyon merkezine bağışlanacak.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz
İnsanoğlunun en fazla merak ettiği kayıplar arasında ''Nuh'un Gemisi'', ''Atlantis uygarlığı'' ve varlığı tartışılan ''Kutsal Kase'' geliyor.İşte asırlardır aranın en meşhur 5 yitik.
Yeryüzünde birçok kayıp medeniyet ve kültür hazinesinin bulunması için her yıl onlarca araştırma yapılıyor. Kayıplar arasında en fazla merak uyandıranların başında Nuh'un Gemisi geliyor.
Nuh'un Gemisi'ni bulmak için çeşitli tarihlerde yapılan birçok arama çalışması sonuçsuz kalmasına rağmen halen araştırmacıların en fazla ilgilendikleri kayıplar arasında ilk sırada yer alıyor.
-AĞRI DAĞI'NDA MI?-
Nuh'un Gemisi'nin Ağrı Dağı'nda olduğa inananların sayısı hayli fazla. Resmi kayıtlara göre, Nuh'un Gemisi'ni aramak üzere 20 Ağustos 1829'da Ağrı Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk araştırmacı Alman bilim adamı Frederic Parrot oldu. Parrot, Nuh'un Gemisi'nin Ağrı Dağı'nda bulunduğunu öne sürerek biri Rus, 6'sı Alman 7 arkadaşı ile zirveye ulaştıktan sonra dönüşte, gemiyi bulamadığını ama izlerine rastladığını iddia etmişti.
Ağrı Dağı'na daha sonra da arama tırmanışları gerçekleştirildi. 1916 yılında Vladimir Roskovski adlı bir Rus pilot, Ağrı üzerinden uçarken bir gemi kalıntısı gördüğünü iddia etmiş ve konuyu tekrar gündeme taşımıştı.
11 Eylül 1959'da Milli Müdafaa Vekaletine bağlı Harita Müdürlüğünde görevli binbaşı İlhami Durupınar da Ağrı Dağı'nın 4000-4500 metre yükseklikten çekilmiş fotoğraflarını incelerken Nuh'un Gemisi'ne çok benzeyen bir oluşum var olduğunu ileri sürmüştü.
Nuh'un Gemisi'ni bulmak amacıyla dağa çıkanlardan birisi de aya ilk ayak basan astronotlardan James Irwin oldu. Irwin ve arkadaşları da Nuh'un Gemisi'nin Ağrı Dağı'nda olduğunu ileri sürerek araştırma yapmış ama gemiyle ilgili somut bir bulgu elde edememişlerdi.
-KAYIP MEDENİYET ATLANTİS-
Sular altında kaldığı söylenen efsanevi ada Atlantis de insanoğlunun en fazla merak ettiği ve bulunması için araştırmacıların çalışma yaptığı en önemli kayıplardan biri olarak dikkat çekiyor.
İspanya'nın güney sahilleri, Girit Adası yakınları, Konya, Kıbrıs ile Suriye arasında Akdeniz'in derinleri gibi birçok değişik bölgede olduğu ileri sürülen medeniyetin izlerini bulmak için yapılan çalışmalar bıkmadan sürdürülüyor.
Bugün birçok insanın varlığına inandığı Atlantis'ten ilk bahseden ise ünlü düşünür Eflatun.... Kaynak olarak Atinalı Solon'u gösteren Eflatun'a göre Atlantis, Cebelitarık Boğazı'nın batısında, Libya'dan daha büyük bir ülke. Eflatun'dan günümüze kadar gelen bilgilere göre, Batı Avrupa ile Libya'yı ezip geçen Atlantis orduları, Atinalıların gösterdiği direnç karşısında gerilemek zorunda kalır ve şiddetli bir deprem sonunda da MÖ 9600'de, bir gece içinde sular altında kalır.
-KUTSAL KASE-
Dan Brown'ın ''Da Vinci Şifresi'' kitabıyla gündeme gelen ve efsaneye göre, Hz. İsa'nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıha geriliş esnasında Arimatealı Yusuf'un İsa'dan akan kanı doldurduğu bir kasenin varlığına inanlar da çoğunlukta.
Vatikan'ın varlığına inanmadığı Kutsal Kase özellikle Hristiyan araştırmacıların ve hazine avcılarının geçmişte olduğu gibi günümüzde de büyük ilgisini çekiyor. Antakya'da olduğu yönünde iddiaların ortaya atıldığı Kutsal Kase'nin İstanbul'daki Çemberlitaş'ın altında bile olabileceği ileri sürülmüştü.
-
KAYIP KITA MU-
İzlerine tarih içinde pek çok uygarlıkta rastlandığı ifade edilen batık Mu kıtası, insanoğlunun en büyük kayıp meraklarından birisini oluşturuyor.
19. Yüzyılda İngiliz araştırmacı James Churchward kayıp kıta için Orta Amerika'da çeşitli araştırmalar yaparak, konuyla ilgili eserler kaleme aldı.
Bilim dünyası Mu uygarlığının varlığına kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, kıtanın battığı öne sürülen tarihte dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşanması araştırmacılar için her zaman dikkat çekici bulundu.
Atatürk'ün, Churchward'ın Mu kıtasıyla ilgili eserlerini Türkçe'ye çevirtmesi ve Tahsin Bey'i araştırma yapmak üzere Meksika'ya büyükelçi ataması, kayıp kıta Mu'nun Türklerin kökeni açısından da önemli olabileceği düşüncesinden kaynaklanmıştı.
-HAZRETİ MUSA'NIN SANDIĞI-
Ahit Sandığı veya Tabut-u Sakine olarak adlandırılan Hazreti Musa'nın sandığı da en önemli kayıplar arasında.
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rafet Özkan, Hazreti Musa'nın kutsal kitap Tevrat'ı çoğaltarak 12 kabilesine dağıttığının, aslını ise yaptırdığı bir sandıkta korumaya aldığının bilindiğini anlatarak, şunları söyledi: ''Hazreti Musa'nın çeşitli eşyalarının da bulunduğu söylenen sandık, Kudüs'teki mabette koruma altına alınır. MÖ 586 Babil orduları tarafından istila edilen Kudüs'teki mabet yağmalanır ve Hazreti Musa'nın sandığı kaybolur.''
Hazreti Musa'nın sandığının yeraltı mağaralarında saklandığı yönünde bazı görüşlerin bulunduğunu anlatan Özkan, sandığın nerede olduğu ya da akıbeti konusunda somut bir bilgi olmadığını ifade ederek, ''Bu sandığın Antakya'da bir mağarada saklandığı da ileri sürülüyor'' diye konuşmus.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yaz